Şehirde tarım mümkün (hem de balkonlarda, teraslarda…)

Şehirli insan toprakla buluşuyor. Evet, belki uçsuz bucaksız tarlalara bırakamıyor kendini ama şehirde tarım, yepyeni formül ve teknolojilerle binaların arasına taşınıyor; teraslara, balkonlara kuruluyor.

joshua-lanzarini-FGvQKMP-iXY-unsplash

Gıda üretimi her gün başka tehditle karşı karşıya. Artan nüfus, değişen hava koşulları, susuzluk, yetersiz ve verimsiz tarım arazileri… Bu tehditlerin yanı sıra Birleşmiş Milletler ’in 2050 yılında dünya nüfusunun üçte ikisinin şehirde yaşayacağını öngördüğünü de biliyoruz. Aklımda o soru: Geleneksel tarım bu nüfusu nasıl besleyecek?

Artan nüfusla beraber hızla yükselen kentleşme sonucu şehirlerde konut, gıda ve içme suyu sıkıntısı da kaçınılmaz oluyor. Pek tabii geleneksel tarımın üzerindeki nüfusu besleme baskısı da artıyor. İklim değişikliği, verimsiz toprak, çiftçi gelirlerinin düşmesi de cabası. Sınırlı doğal kaynakları düşünürsek rahatlatıcı çözüm şimdilik kentte tarım ile olacak gibi görünüyor. Tabii tüketen taraf üretmeyi öğrenirse.

”Kentte tarım” derken…

Dünyanın birçok yerinde doğa ve toprakla ilişki kuramamış şehirli insanlar tarımla yeniden ilişki kuruyor ve şehir çiftliklerinin sayısı her geçen gün artıyor. Çatı bahçeleri, seraları, boş depoları kentsel tarım için bir bir ayrılıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü kentsel tarımı “küçük alanlarda sebze, meyve, bitki üretimi yapmak; mesleki ve ticari olmayan küçük ölçekte bir etkinlik” olarak tanımlıyor. Küçük alan dediğimiz, kent içinde ve çeperinde bulunan çatı, park, boş arazi, bahçe, balkon tabii. Kent bahçeleri daha yeşil, daha çok komşuluk yaptığımız, daha temiz gıdaya ulaştığımız, kaynakları daha verimli kullandığımız şehirler vadediyor.

markus-spiske-YKiob3lzyWQ-unsplash

Kent tarımı, tarihte genellikle savaş ve buhran dönemlerinden sonra insanların sebze ve meyve gereksinimlerini karşılamak amacıyla yükselmiştir. Özellikle I. ve II. Dünya savaşlarında okul bahçelerinin, kullanılmayan arazilerin bile tarım alanlarına döndüğünü biliyoruz. Genelde bu bostanlar, bahçeler ailelerin hem boş zamanlarını değerlendirme hem de gıda gereksinmelerini karşılama amaçlı. Özellikle COVID-19 virüsünün yükselişiyle gıda kaygısı tıpkı bu savaş dönemleri gibi kent tarımını yeniden gündeme getiriyor.

Şehrin içinden bir örnek: Terasta Tarım

Şehrin ortasında sürdürülebilir tarımın mümkün olduğunu Akmerkez’in hayata geçirdiği Terasta Tarım projesi destekliyor. Akmerkez, 2017’den bu yana misafirlerine kendi meyve ve sebzesini yetiştirmeleri için gerek duyacakları tüm bilgi ve tecrübeyi sunuyor. Ek Biç Ye İç işbirliğiyle gerçekleştirilen bu projede, şehrin yükselen binaları arasında bunalan, doğayla buluşmak, kentsel tarımı öğrenmek ve sürdürülebilir üretime dair deneyimleri paylaşmak isteyen herkes bu projeye gönüllü dahil olabiliyor. Yaz boyunca devam edecek gönüllü programında; fide ekimi, kompost hazırlama, bostan düzenleme, tohum ayıklama ve bahçe bakımı ve daha birçok teknik bilgi paylaşılacak.

SAMSUNG CSC

Şehrin ortasında ilaçsız, doğal ve sürdürülebilir tarım ilkelerine uygun üretimin yapıldığı Üçgen Teras’ta toprağa dokunarak doğanın rahatlatıcı etkisini hissetmek isteyenler info@ekbicyeic.com adresine e-mail atarak projeye dahil olmak istediklerini belirtebilir ve her Çarşamba günü 16.00’dan sonra Ek Biç Ye İç permakültür uzmanları ile Akmerkez Üçgen Teras’ta buluşabilir.

IMG_4420

Sıra dikey tarımda

Genelde bu tarım geleneksel yöntemlerle olsa da dünyada örneklerini gördüğümüz dikey tarım da oldukça verimli olabilir.

KAH_0043

Belli ki geleneksel üretim biçimi zorlanıyor ve zorlanacak, dikey tarım uygulamasını ise geleneksel tarıma destek olarak düşünebilirsiniz. Şöyle anlatayım yapay aydınlatma kullanılarak, üst üste kurulmuş bir bitki fabrikası ya da tarım alanları düşünseniz nasıl olur? Ne güneş ışığı ne toprağa ihtiyaç duyulan bu tür tarım alanlarında üretim yıl boyunca olabiliyor ve verimlilik geleneksel üretimden kat kat fazla. Ayrıca ürün tarım ilacı da içermiyor. Farklı bir açıdan bakmak gerekirse tarla ile tüketim yeri arasındaki mesafe kısa da olduğundan karbon ayak izi düşük oluyor ve ulaşım masrafı büyük ölçüde azalmış oluyor. Tarımın alışık olmadığımız bir hali gibi görünse de yakın gelecekte dikey tarımı sık sık duyacağımızı düşünüyorum.

(Bu yazı 10 Temmuz 2020’de dadanizm.com’da yayınlanmıştır.)

CategoriesGenel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir