Ya uçur hakikaten şöyle denizin kenarına, kumsala, güneşe! Soğuk biramı doldurayım bardağıma yudumlayayım keyifle.

Normalde IPA’ya bayılmam, bir tane içerim bana yeter de artar. Doğrudur ki bitter tatların baskın olduğu IPA’yı bir lagersever olarak daha az tüketiyorum. Ancak bu sefer o kadar alışık olmadığım bir bira çıktı ki karşıma her yudumda sanki güneş gözlüğümü takıp gümbür gümbür müzikli bir plaja gittim. 3 aydır evde olduğum için mi bilmiyorum ama çölde bir vaha misali bunları görüyorum. Bomonti filtresiz IPA, beni kalbimden vurdun.

IPA yani India Pale Ale aslında İngiltere’den Hindistan’a yolculuk yapan biralara verilen isim. Bu uzun yolculukta biraların bozulmasını önlemek amacıyla içine bol şerbetçiotu ekleniyor dolayısıyla bu biralar diğer biralara kıyasla biraz daha bitter oluyor. Renkleri genel olarak altın bakır tonlarında güçlü aromalarıyla ön plandalar.

Bu IPA alışık olduğumuz IPA’lardan biraz farklı. Meyvemsi ve çam, reçine notaları belirgin ayrıca citrus, narenciye tadım notaları biraya ferahlık veriyor. Arpa, buğday ve yulaf maltları biraya gövde veriyor; hafif bulanıklık da yulaftan ve tabii filtresiz olmasından. Tam ev tipi bira kafası ama değil! Ayrıca Enigma, Mosaic, Cita ve Galaxy olmak üzere de 4 farklı şerbetçiotu kullanılmış. Şişe tasarımındaki astronotların nedeni de şüphesiz bu. Rahat içimli bir bira, bir bakıyorsunuz 3. bardaktasınız.

Yemek eşleşmelerinde ise kızartmalar, Meksika, Hint, Thai mutfaklarıyla da oldukça uyumlu. Uzaklara gitmeyelim yanına nefis bir ev tipi patates yanına da birayı açmak bile yetiyor öyle değil mi?

bir kasa mutluluk
CategoriesGenel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir