Baharatlar mercek altında

Doğu’nun baharatı ortaçağın tat kültürü tarihinde öyle önemli bir rol oynuyor ki! Sonuçta Kolomb yola çıktığında kimsenin Amerika keşfetmesi gibi bir amacı yoktu amaç baharat diyarı Hindistan’a giden bir deniz yolu bulmaktı.

Anlaşılan baharat bir nevi ortaçağdan Yeniçağ’a geçişte katalizör görevinde. Ortaçağda Batı’da değerli eşya gibi koleksiyonu yapıldığı, soyluluğun sembolü olan baharatlara biraz daha yakından bakalım.

TUZ

Latince salus (selamet) ve salubritas (sağlık) sözcükleri sal ( tuz) sözcüğünden türemiş. Tuzun izini sürdüğümüzde tarih öncesi dönemlerde kaybolabiliriz. Tanrılara adanmış. Antik Yunan’sa misafire tuz ekmek ikramı konukseverliğin kutsallığını temsil edermiş. Şimdi sofralardan yemeklerden eksik olmayan tuz o kadar değerliymiş ki! Yemekte tuz olmazsa en iyi yemek bile lezzetli değildir demişler. Yalan mı? Çünkü

“tuz en saf anne babadan doğar: Deniz ve Güneş” Pisagor

KARABİBER

Karabiberin ise dünya tarihinde yepyeni ve önemli bir sayfa açması Ortaçağ’da gerçekleşiyor. Bu dönem egemen sınıfın en önemli özelliği baharat tüketiminin bol olması. Özellikle Doğu’dan ithal edilen baharatların başında gelen karabiberin cennetin yakınlarında bir ovada yetiştirildiği düşünülürmüş. Hem gösteriş hem de cennet ve dünya arasında köprü görevi görürmüş baharatlar. Hatta krallar birbirine karabiber & tarçın hediye edermiş.

KİMYON

Karabiberden sonra en popüler baharat kimyon. Akdeniz’den Asya’ya neredeyse 5000 yıllık bir kullanıma sahip. Aslında maydanozgiller familyasından. Antik Roma’dan Avrupa’ya yayılan bu baharatın popülerliği ortaçağda artıyor. Manastır bahçelerinde yetiştirilen kimyon 20.yy’ın başlarında Kuzey Amerika’ya İspanyol ve Portekiz göçmenlerin sayesinde tanıtılmış. Hindistan’da masala, korma gibi baharat karışımların içinde mutlaka olur kendisi. Ayrıca Avrupa’da da peynirlere eklenerek farklı bir dokunuş katar.

YILDIZ ANASON

Tatlı şekliyle yemek süslemede kullanımının yanı sıra keskin likörsü aromasıyla Asya ve Hint mutfağının vazgeçilmezi. Çin inanışına göre yıldız anason şans getirirmiş ve kem gözlerden korurmuş. Resmen NAZAR.

TARÇIN

Antik Yunan ve Roma’da yemekleri hem muhafaza etme hem de çeşnilendirme için kullanılan bir baharat. Defnegiller familyasından. 16.yy’a kadar Arapların elinde olan tarçın ticareti Sri Lanka’da yetiştiğinin keşfiyle Portekizlilerin eline geçiyor. Hem tatlı hem de tuzlulara eklenen bu baharat yemeğe sıcaklık katıyor.

ZERDEÇAL

Yemeğe rengini vermenin yanı sıra özellikle karabiber ve yağ ile buluştuğunda tedavi edici özelliği de mevcut bu baharatın. İçinde bulunan kurkumin yağda çözülebiliyor ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye destek olup, güçlü bir C vitamini ve demir kaynağı. Kendisi zencefil ailesinden geliyor. Köri baharatına sarı rengi veren de ta kendisi.

VE NAZİK KRALİÇE SAFRAN

Safran dünyanın en pahalı baharatı. O kadar narin bir çiçek ki kendisi ah ah. Her biri elle tek tek toplanıp ayıklanıyor. 70 000 çiçekten ortalama SADECE 2 kg kadar safran çıkıyor. Bu da kuruduğunda yaklaşık 450 grama denk geliyor. Bu kadar! Arapça zafarin yani sarı anlamına geliyor. Kleopatra’nın afrodizyak etkilerinden yararlanmak için safran banyosu yaptığı biliniyor.Bronz çağında llk kez Yunanistan’da kullanıldığı önesürülüyor. 3.yy ise İran’da görülüyor. Tabii şuan üretim büyük ölçüde İran ve İspanya’da.

CategoriesGenel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir