Nesilden nesile bir türlü geçemeyen alışkanlıklar

Büyükannenizi düşünün: Mutfakta yemek yapıyor, o esnada karanfilli nefis bir portakal kabuğu reçeli pişiyor. Birazdan kokular yükselmeye başlıyor ve siz taze ekmeğin üzerine reçeli sürmenin hayalleri peşindesiniz. Benim yüzüm gülümsemeye başladı, eğer sizin de öyleyse devam ediyorum. Zaten konumuzun büyükanneler olduğunu anlamışsınızdır.

Anneanne, babaanne mutfakları bir başkadır. Çözümleri de!

 “Sıfır atık” konusu her geçen gün hayatımızı daha derinden etkilerken, her yeni gün çevre dostu farklı bir ipucu ve ürünle karşılaşırken, kendi mutfağımızda atıksız çözümler bakarken nedense çareyi hep uzaklarda arıyoruz. Bu yenilikler sandığınız kadar da yeni değil. Aksine çok eski. Büyükannenizin evinde saklı.

Büyükannelerimiz yıllardır atık ve maliyetleri kısmak adına hayatı kolaylaştıran birbirinden farklı çözümü hayatlarına entegre etmiş. Neden onlara dönüp bakmıyoruz?

1900’lerin ortalarına kadar kağıt havlular pek de popüler değildi. Peki o zaman herkes ne yapıyordu? Tabii ki bez havlu kullanıyordu. Bambu ve diğer geri dönüştürülebilir kağıt alternatiflerini bir kenara bırakıp klasik olmuş bir temizleyiciye neden biz de dönüş yapmayalım. Elde veya makinede yıkanabilir bez havlulara geçip, tek kullanımlık ürünleri rahatlıkla reddebilirsiniz.

Temizlik konusuna gelirsek, büyükannelerimiz muhtemelen çoğumuzun evindeki gibi mutfak lavabosunun altında saklanmış düzinelerce kimyasal temizleyiciye sahip değildi. Ona da ihtiyacı yoktu çünkü çok amaçlı kullanım olanağı veren sirke ve karbonat vardı. Tıkanan lavabo giderlerinin açılmasından dibi tutmuş tencere ve tavaların temizliğine kadar birçok farklı alanda sirke ve karbonatı kullanabilirsiniz.

Yine bildiklerimizden devam edelim: Saksıda meyve, sebze, otlarını yetiştirme. Birleşmiş Milletler 2050 yılında dünya nüfusunun üçte ikisinin şehirde yaşayacağını öngörüyor. Haliyle geleneksel tarımın bu nüfusu beslemesi çok zor. Anlayacağınız konumuz kentte tarım. Olamıyor mu? Evde tarım. Kent tarımı, tarihte genellikle savaş ve buhran dönemlerinden sonra insanların sebze ve meyve gereksinimlerini karşılamak amacıyla yükselmiştir. Özellikle 1. ve 2. Dünya Savaş dönemlerinde okul bahçelerinin, kullanılmayan arazilerin bile tarım alanlarına döndüğünü biliyoruz. Günümüzde büyükannelerimizin kullandığı gibi bostanlar pek kalmasa da varsa bahçe, yoksa balkon, yoksa cam önünde rahatlıkla sebze, meyvenizi yetiştirebilirsiniz.

Madem evde tarım dedik çoğu kişiye yeni olan bir diğer konu da kompost konusu. Kompost, bazı yenebilir atıkların çürütülmesi ve öğütülmesi sonucu elde edilen doğal gübre. Bu gübre toprağın daha iyi hava alabilmesi, zenginleşmesi için kullanılabilir. Yumurta kabukları, kuruyemiş kabukları, meyve artıkları, kese kağıdı, kağıt peçete, gıda artıkları, meyve sebze kabukları, kahve posaları kompost malzemelerinden. Çöpe gideceğine kompost yapıp yetiştirdiğiniz bitkilere ekleyebilirsiniz.

Diğer çöp miktarını azaltan gündelik alışkanlıklar yine rahatlıkla uygulanabilir. Portakal reçeli demiştik yazının başında, evet meyvenin kabuğundan reçel yapmak en görmeye alışık olduğumuz yöntemlerden biri. Ayrıca sebze kabuklarından yemekler- mesela kabağın kabuklarından bir kaşkarikas- , bayat ekmeklerden bisküvi yapmak, kökünden sapına bir sebzenin her detayını kullanmak mutfak kurallarının olmazsa olmazlarındandı. İyisi mi bir daha çöpe atarken iyi düşünün. Bu malzemeyi farklı bir yemekte kullanabilir misiniz?

CategoriesGenel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir